13 Kasım 2016 Pazar

Carlo Bossoli Yağlı Boya Tabloları

  Merhaba dünyalı genom.

 Bu sefer karşına bir amme hizmeti ile geldim. Bazı sanatla uğraşan insanlar yağlı tablolara meraklıdır(bu güruhun içinde bende varım ehehe). Şimdi sana internette gezerken beğendiğim bir kaç yağlı boya tablosunu sunacağım. Bir teşekkür edersin artık.


A view of the City of London from Bank

Cengiz Aytmatov - Gün Olur Asra Bedel (Okuduğum Kitaplar)

Merhaba dünyalılar.


  Baya bir zaman oldu yazı yazmayalı(11 gün). Bugün dışarı çıkmak istemedi canım. Hava kötü olduğundan değil 25 derece sıcaklık. 13 Kasım'dayız ama gel gör Temmuz'un 20 si gibi aynı. Ama yene de canım dışarı çıkmak istemedi. Açtık bir iki kitap okudum. Sıkıldım bir şeyler karalamak istedim. Aslına bakarsanız ne yazacağımı da pek bilmiyorum. Kişisel birçok düşüncemi ve psikopat fikirlerim ile sizleri bunaltmak da istemedim bir bakıma. Bu yüzden sizlere yene okuduğum kitapları tanıtacağım. Bu yazı serisinin başlığını ilk başta "Kitap Tavsiyesi" olarak düşünmüştüm ama sonradan eleştirel anlamda pek iyi olmadığımı düşündüm ve bu sebepten ötürü sizlere bir kitap tavsiyesi etmemin saçma olacağını anladım. Bu yüzden "Okuduğum Kitaplar" olarak başlıkta değişiklik yaptım. Bundan sonra okuduğum kitaplar üzerinde kendi düşüncelerimi belirtip, o kitaptan neler çıkaracağımı yazacağım.


2 Kasım 2016 Çarşamba

Ülkemizin En Büyük Sorunu: Bilinçli Cehalet

  Herkese tekrardan selam. 


  Normalde kendi kendime pazar günleri yazarım dedim ama kendimi tutamadım. Öyle ki ülkemizde bulunan biatçı güruh beni çılgına çeviriyor. Geçtiğimiz gün Twitter'da girdiğim münakaşa oldu. Başlangıcı Mustafa Kemal ATATÜRK ile başlamıştı. Sonra özelleştirmelere girdik. Altta da gördüğünüz üzere bu “Master Biatçı” arkadaşımız bana özelleştirmeleri bu şekilde savundu;


30 Ekim 2016 Pazar

Bir Sigara Yak! Anlatacaklarım Var.

  Yazıya nasıl başlasam bilemiyorum. Henüz kendime bir giriş cümlesi bulamadım. Bu konularda pek başarılı da sayılmam. Her neyse konumuza dönelim diyeceğim ama ortada henüz bir konu yok. Halbuki hafta içi, "bu pazar günü şu konu ile alakalı bir şeyler yazarım, bunu çizerim " falan gibisinden onlarca düşünce geçti. Bildiğin geçip gitmiş. En iyisi ben buradan aklımı haftalarca karıştıran, kemiren, yakında beynimin iflas etmesine sebep olacak konulardan bahsedeyim...

24 Ekim 2016 Pazartesi

Kitap Tavsiyesi: YÜKSEKLERİN TANRILARI



Merhaba bugün sizler için okunası, yenilip yutulası bir kitap tavsiyesi ile karşınızdayım. Peşin olarak söyleyeyim, tabularınızı yıkmak istemez, sorgulamak istemez iseniz bu kitabı okumayın!


23 Ekim 2016 Pazar

İlk Gönderi, İlk Göz ağrım, Herkese Selam



Öncelikle herkese merhaba... 


 Samimi olacak olursak eğer bu ilk blog yazımda neler yazacağımı pek bilmiyorum. Ama bir yerden giriş yapmak lazım orası kesin. Bazı yazım hatalarım olacaktır. Bunu da eğitim sistemimize borçluyum. Ne kadar 'mükemmel' bir eğitim sistemine sahibiz hepinizin malumudur. Her ne ise ilk yazımda bunlara değinmeyeceğim. Ben size özetle bu blogu neden oluşturdum? Yazılarımın genel konusu nedir? Sen kimsin? falan türünden sorularınızı cevaplayacağım.


 Baya bir zamandır aklımda bir blog oluşturup, kafamda biriken saçma sapan şeyleri paylaşma isteği duyuyordum. "Yahu kardeşim bi s*ktir git başkasına anlat" diyeceksiniz. Denemedim mi? Denedim! Ama mantıklı insan bulamadım. Anlattığım insanlar ya oralı olmadı yada konuları farklı yerlere çekti, anneleri çağırdı ekmek almaya gitti falan işte. Umut ediyorum ki bu blog sayesinde mantıklı kafalara rastlayacağım. Bunu bir nevi ilan gibi düşünün.


 Yazılarımın genel konusu; dinler, inançlar, siyaset, yaşam tarzları, kitap tanıtımları, teknoloji ve eleştiri üzerine olacak. Kısaca kendi görüşlerimi buradan yansıtacağım.





 Eveeet. Gelelim kendimizi tanıtma faslına. Şimdi siz benden adımı soyadımı yazmamı bekliyorsunuzdur. Yaşadığım şehri falan. Ama yok. Bu kadar derin olmayacağım. Korkmak değil.Sakın anlaşılmasın hiçbir şeyden korkum yok. Kısaca kendimi anlatacağım size;


 Kitap sever bir insanım(anne ve baba edebiyat öğretmeni). Öyle ki bu durum manyaklık denilecek seviyeye kadar geldi neredeyse. Kişisel harcamalar bile yapmıyor sadece ve sadece kitap alıyorum. Ayrıca masa oyunlarında (batak, pişti, okey vb.) berbatım. Varsa yoksa satranç. Bana zihin açıcı oyunlar lazım. Köreltici oyunlar değil. Aşk meşk işlerim kesin yoktur. Milliyim ama düzenli bir ilişkim olmadı. Bir kere istedim. Olmadı. Olmayınca oldurmaya, açmamış gülü soldurmaya gerek yok. Tabi ki ciddi tekliflere açığım. Bonservisim elimdedir. Az kullanılmış çok yıpratılmış bir kişiyim. Veeee ateistim. Evet yanlış okumadınız. A-T-E-İ-S-T-İ-M. Zaten bu blogda genellikle hacı hoca ve hz. pedofiliyi bombalayacağım. Öyle tesirli olacak ki şekilleri şemalleri kayacak keferelerin. Yazdıklarımdan ötürü saçma sapan yorum atacak olanlar varsa eğer bir zahmet ekranın sağ üst köşesinde mevcut olan, yüzyılın en büyük icatlarından biri olarak gösterilen 'X' tuşuna tıklasın. Ya da arama çubuğuna 'Sordum Sarı Çiçeğe' ilahisini arattırsın. Benden uzak dursun. Kalbini falan kırarım. Uzak dursun.





 Benim anlatacaklarım bu kadar. Beni takip edebilirsiniz. Ya da etmeyebilirsiniz. Seçimler sizin. Ben allah değilim ki illa takip et diyeceğim. Ama takip ederseniz de mutlu olmam değil. Ayrıca eklemek isterim Sitenin alt kısmında uyarı alanında twitter linkim var. Oradan da güzel giydiriyorum. Haberiniz olsun. Sağlıcakla kalın. Esen kalın.