Baya bir zaman oldu yazı yazmayalı(11 gün). Bugün dışarı çıkmak istemedi canım. Hava kötü olduğundan değil 25 derece sıcaklık. 13 Kasım'dayız ama gel gör Temmuz'un 20 si gibi aynı. Ama yene de canım dışarı çıkmak istemedi. Açtık bir iki kitap okudum. Sıkıldım bir şeyler karalamak istedim. Aslına bakarsanız ne yazacağımı da pek bilmiyorum. Kişisel birçok düşüncemi ve psikopat fikirlerim ile sizleri bunaltmak da istemedim bir bakıma. Bu yüzden sizlere yene okuduğum kitapları tanıtacağım. Bu yazı serisinin başlığını ilk başta "Kitap Tavsiyesi" olarak düşünmüştüm ama sonradan eleştirel anlamda pek iyi olmadığımı düşündüm ve bu sebepten ötürü sizlere bir kitap tavsiyesi etmemin saçma olacağını anladım. Bu yüzden "Okuduğum Kitaplar" olarak başlıkta değişiklik yaptım. Bundan sonra okuduğum kitaplar üzerinde kendi düşüncelerimi belirtip, o kitaptan neler çıkaracağımı yazacağım.
Bu yazımda sizlere büyük yazarlardan biri olan Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel adlı eseri hakkında görüşlerimi aktaracağım. Zaten Aytmatov'un Ötüken Neşriyat tarafından basılmış olan tüm eserlerini okudum. Tabiri yerindeyse vuruldum resmen. Ama Gün Olur Asra Bedel apayrı idi.
![]() |
| Kitabın 44. Basım Kapağı |
Sanırım tüm Aytmatov okuyucuları gibi beni de en çok etkileyen bir kitap. Sanal ortamda eleştirilere baktığımız zaman Aytmatov'un kitapları arasından en çok sevileni. Ben size kitaptan bahsedeyim.
Kazak bozkırlarının ortasında yalnız olan demiryolu istasyonu olan Boranlı İstasyonunda makasçılık yapan 2. Dünya Savaşı gazisi Yedigey Cangeldi'nin, ölen emektar arkadaşı ve can dostu olan Kazangap'ın cenazesinde geçmişe dair acı ve tatlı anılarını düşünmesini ele alıyor. Bir 24 saatlik sürede koca bir ömrünün en önemli olarını aklından geçiren Yedigey, bu olaylardan aldığı dersleri anlatıyor. Tabi kitabın bazı bölümlerinde farklı hikaye ve efsanelerde bulunuyor. Ama usta kalem öyle bir yazmış ki asla bir kopukluk yaşamıyor insan. Ayrıca Aytmatov kitapta ayrıntılara yüzeysel biçimde girmiş. Fazla boğmamış akışı. Hani leb demeden leblebiyi hemen anlıyorsunuz.
Kitapta Aytmatov, hem insanları, hem Stalin'i, hem savaşları eleştirmiş. KGB'yi eleştirdiği bölümlerde varmış. Fakat kitap ilk çıktığı zamanlar bu kısımlar sansürlenmiş. Daha sonra yazarımız bu sansürlenen bölümü 'Cengiz Han'a Küsen Bulut' adı altında başka bir eser ile yayınlar. Ona da birazdan değineceğim zaten.
Bu eserde Aytmatov bir çok konuya gerçekten güzel değinmiş. Gerek uzayla gerekse eski Kırgız ve Kazak efsanelerini çok iyi anlatmış. "Ne uzayı la?" diyeceksiniz. Okuyun anlarsınız. Bu uzaylı ve uzay konularının geçtiği bölümlerde sayın Aytmatov insanlığa sağlam giydirmiştir.
Özetle al oku hacı. Elinde kalmaz merak etme. Gerçekten insanı düşüncelere daldırıyor. Hele o betimlemelerde kitapta anlatılanları rahatlıkla kafanda canlandıra biliyorsun.
Şimdi ben bu kitaba kendi çapımda 10 üzerinden bir puan verecek olsam: 9/10
Kitapyurdu Puanı: 92.8/100
Kitap Künyesi:
![]() |
Bu kitap hakkında anlatabileceklerim bu kadar dünyalı. Gerçekten okunması gereken bir kitap. Hadi kal sağlıcakla...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder